Yüksek Rakımlara Seyahatler · Rota 4 · 2N/3D
Q’erolarla Buluşmak
Bulutların Üstünden Yol Alıp, Q’erolarla Buluşmak
Pek kimselerin gitmediği/gidemediği, yakın zamanda keşfedilmiş rüya gibi bir yere gidiyoruz. Q’erolar, İspanyollar Cusco’ya ulaştığında olacakları önceden sezip Cusco’yu terk eden özel bir kabile. Şimdilerde dahi çok zor ulaşılan bir bölgeye (Ausangate Dağı civarı) taşınmış ve dış dünyayla iletişim kurmadan kendi başlarına yaşamışlar.
Şamanik bilgilerini bu güne dek korumuşlar. Dağlarına, elementlere, altarlarına, şifacılarına, Toprak Anne’ye son derece bağlılar. Andların kozmovizyonunu derinden bilen ve yaşayan bu kabileye izinsiz gidilemiyor.
Ben yayınlanmış bir makalemde, Cusco’dan taşındıkları zaman içlerinden geçeni kendimce şöyle dile getirmiştim:
“Kutsal bilgiyi korumak adına saklanmalıyız. Sular akıp zamanı geldiğinde, bu tavırlarının var oluşumuza sadece zarar getirdiğini fark edecek ve gerçeklere ihtiyaç duyacaklar. O gün, durumun farkına varmış olan birçokları dünyanın dört bir tarafından kalkıp buralara gelecek. İşte o günler için bu sorumluluğu şu anda almalıyız ki insanoğlu bu nefretin içinde yok olup gitmesin.”
BİR UYARI: Eğer q’erolardan ve bu seyahat deneyiminden öğrenmeye niyetli değilseniz lütfen bu yolculuğa katılmayın. Bu yolculuk ciddi seyahat koşulları ve yerli halkla yakın temas içerir.
Bu yaptığımız en güçlü rotalardan biri. Oldukça özel ve bir o kadar da hassas bir deneyim edinmek üzere yola çıkıyoruz, bir masalın içine giriyoruz. Paq’o Salqa 2017’den beri arkadaşım. Onu tanımak, q’erolarla ve onların kültürel mirasıyla tanışmak büyük bir ayrıcalık.
“Q’erolarla Buluşmak” hakkında söylenecek çok şey var. Bir çağrı hissediyorsanız ancak onların hikayesini pek bilmiyorsanız, bilgi edinmek için internete göz atabilirsiniz.
Rota
Özet
- Kutsal Vadi-Paucartambo Yolu
- Paucartambo-Cocha Moqo Hatun Qurus Dağ Geçidi [4.600m]
- Cocha Moqo [4.250m] (İlk gece)
- Trekking: Ccata Cocha Gölü [4.700m]
- Adak seremonisi, Andların Kozmovizyonu, Q’erolar ve Salqa’yla bir gün
- Cocha Moqo [4.250m] (İkinci gece)
- Dönüş Yolu
Detaylı Bilgi
Kutsal Vadi-Paucartambo Yolu
Vamoss Experience’tan (San Salvador) yola çıkıyorum. Sizlerle Pisac’ta (veya dilediğiniz noktada) buluşuyor, koka çiğniyor, çantalarınızı arabamıza yüklüyor ve yola düşüyoruz.
Vadi içinden Machu Picchu değil diğer yöne doğru bir süre gittikten sonra tırmanışa geçiyoruz ve bol virajlı bir yoldan Paucartambo’ya iniyoruz. Yolda güzel bir noktada duraklıyor, çay kahve molası veriyoruz. Yolun bu kısmı 4.000m yükseklikteki küçük kasabaların arasından geçer ve kolaydır.
Paucartambo, And Dağları’ndan yağmur ormanlarına doğru inişe başlamadan önceki son vadi olan Mapacho Nehri Vadisi’nde yer alan pek güzel bir kasabadır. Burası hem kar ve buzullarla kaplı dağlara hem de yağmur ormanlarına çok yakın bir bölgedir. Ertesi gün çok ihtiyacımız olacak taze koka yapraklarından alıyoruz; bizim için ve q’erolar için.
Öğle yemeğini Paucartambo Pazarı’nda yiyoruz, dar sokaklarında yürüyoruz ve tekrar yola çıkıyoruz. Artık modern hayatla bağımız kopuyor.
Bu yolun tamamı asfalt olup 100km’yi molalar hariç normal şartlarda 2 saatte alabiliyoruz.
Paucartambo-Hatun Qurus Dağ Geçiti [4.600m]
Paucartambo’dan sonra geçen her bir saniye bizi medeniyetten biraz daha uzaklaştırıyor. Yol gittikçe kötüleşiyor ve nihayetinde kimseciklerin olmadığı bir hal alıyor. Mapacho Vadisi’nden ayrılıp Cocha Moqo’ya doğru saptıktan sonraki 70 kilometrelik mesafeyi molalar hariç ancak 3 saatte alabiliyoruz. Rakım minimum dört bin metrelerde seyrediyor. Tüm dünyayı ardımızda bıraktığımızı hissettiren bir yol bu.
Hatun Qurus Dağ Geçiti’nden geçtikten bir saat kadar sonra gece olmadan q’eroların yanına varıyoruz.
Cocha Moqo [4.200m]
Gecenin soğuğu düşmeden Salqa’nın çok basit yerli işi kulübelerinin içine çadırlarımızı kuruyoruz. Yıldızların altında yediğimiz hafif bir akşam yemeğinin ardından erkenden uykuya dalıyoruz.
Trekking: Ccata Cocha Gölü [4.700m]
Kahvaltının ardından Q’eroların kutsal gölüne, Ccata Cocha’ya çıkıyoruz. Bu (gidiş dönüş) 2+1 saatlik bir yürüyüştür ve yüksek irtifanın etkisi dışında oldukça kolaydır.
Kahvaltıdan hemen sonra tırmanmaya başlamak iyi oluyor çünkü bulutlar öğlen saatlerinden sonra yağmur ormanından dağlara doğru yükseliyorlar. Bu arada, eğer yürüyüş yapmak istemiyorsanız, yapmayabilirsiniz. Böyle rüya gibi bir yerde olmanın ve komünite içinde vakit geçirmenin tadını çıkarabilirsiniz.
Qata Cocha Gölü kenarında Andların en önemli seremonisini yapacağız. Eğer hava izin verirse göl kenarında olacağız. Ancak yağmur, dolu hatta kar yağabilir. Bu durumda göl kenarında biraz zaman geçirip geri dönüyoruz ve komünite içindeki seremoni alanında buluşuyoruz.
Seremoni sonrasında Şifa, Özşifa, Andların Kozmovizyonu, q’eroların yaşamı hakkında konuşan Salqa’yı dinliyoruz.
Cocha Moqo [4.200m]
Komünitede başka evleri ziyaret etme, q’erolarla koka çiğneme şansımız da oluyor. Ama nihayetinde bu rakımda ve bu ortamda insan elbet biraz sarsılıyor ve yoruluyor. Bu tertemiz enerjili alanda uykuya dalmak için ikinci bir gecemiz daha var.
Dönüş Günü
Q’erolarla iki gece kaldıktan sonra insanlarla, çocuklarla ve topluluğu 4 yönden çevreleyen 4 apu (Apu Wamanlipa, Apu Calvario, Apu Khochiyoq ve Apu Aqo Urqo) ile paylaşıma geçmek daha kolay bir hal alıyor. Kahvaltımızı yapıp meditasyon için toplandıktan sonra herkes tek başına mekanın tadını çıkarabilir. Öğlen saatlerinde yola çıkabiliriz. Dönüşümüz yine aynı yoldan olacak.
Dönüşte dilerseniz Ausangate Dağı’na daha da yaklaşabilir, q’erolarla yaşadığımız soğuğun ardından Pacchanta’daki doğal kaplıcalarda güzelce ısınıp yola devam edebiliriz. (Ekstralarda detayları bulabilirsiniz)
Örnek Program
Programımız fiks değil, yolda şekil alıyor. Akışı biraz olsun anlayabilmeniz için aşağıda örnek bir program veriyoruz:
1. Gün
- 08:00
- Kutsal Vadi’den hareket
- 09:00
- Yolda güzel bir noktada Çay/Kahve/Kakao Molası
- 11:00
- Mapacho Vadisi ve Paucartambo
- 12:00
- Paucartambo Pazarı’nda Öğle Yemeği
- 13:00
- Q’ero’lara doğru hareket
- 17:00
- Cocha Moqo’ya varış
2. Gün
- 08:00
- Kahvaltı
- 09:30
- Trekking: Ccata Cocha Gölü
- 12:00
- Adak Seremonisi*
- 14:00
- Gölden hareket
- 15:00
- Andların Kozmovizyonu**
- 17:00
- Geceye hazırlık
3. Gün
- 08:00
- Meditasyon
- 09:00
- Kahvaltı
- 11:00
- Dönüş için Hazırlık
- 12:00
- Hareket vakti
- 18:00
- Kutsal Vadi’ye varış
* Adak seremonisi hakkında detaylı bilgi edinmek için lütfen tıklayın. LINK
** Üzerine konuşacağımız konulardan bazıları: Şifa ve özşifa, enerjiler va çalışma prensipleri, akış içinde var olan 3 dünya, Khuyas ve Chumpis ile Özşifa, Harun Karpay İnisiyasyonu, Ñusta Karpay İnisiyasyonu, Adak Seremonisi, Q’ero geleneklerine göre Andların Kozmovizyonu (Dünya görüşü) öğretisi, Andların misa’sının içeriği ve kullanımı, 4 elementle bağlantı kurmanın temelleri, Mama Coca’yla kutsal alan, kendi başınıza şifa sağlamak üzere Pacha Mama’yla uzlaşmak, Khuyas’la şifa verme teknikleri, fiziksel ve duygusal şifalanma süreçleri.
Üzerlerinde derinlik yakalamak ve inisiye olmak için lütfen iletişime geçiniz. İnisiyasyon süreci en az 3 günlük konsantre bir çalışma gerektiriyor.
Yanınızda Getirecekleriniz
- Güneş gözlüğü (varsa polarize camlı), güneş kremi,
- 3 kat sıcak tutan kıyafet, bere, eldiven, sıcak tutan çoraplar,
- Yürüyüş botu, rüzgarlık/yağmurluk ceket, kalın pantolon, yağmur için plastik panço (Aralık-Şubat ayları için),
- Yedek: çorap, iç çamaşırı, pantolon, ayakkabı (her ihtimale karşı herhangi bir tür ayakkabı),
- Matara, atıştırmalık,
- Karşılaşacağımız çocuk ve insanlar için basit hediyeler (koka yaprağı, kalem, boya kalemi, meyve, diş fırçası ve macunu, sabun, defter, toka, oyuncak vs.),
- Müzik enstrümanı (dilerseniz),
- Maceracı ruhunuz ve o güzel gülümsemeniz.
Yukarıdaki malzemelerden bazıları elinizde yoksa bize haber edin, ödünç verebiliriz.
Eğer 5 kişiden fazlaysak valizleri ve sırt çantalarını arabanın üst kısmına yerleştiriyoruz. Bu durumda arabanın içine lütfen yalnızca gerekli eşyaları alın.
Yemek
Belirtmek isteriz ki (eğer varsa) takip ettiğiniz diyetinize yönelik hazırlık yapmak bizim için zevktir. Konu hakkında bizi lütfen bilgilendiriniz.
Seyahat boyunca tüketmemiz için biz yanımızda bol bol koka yaprağı, kakao çekirdeği, maka, çay türleri, kahve, meyve, yer fıstığı ve kuru üzüm biz yanımızda getiriyoruz.
Yemek konusu öncelikli konularımızdan biridir. Lezzetli ve doğal beslenmeyi önemsiyoruz. Ancak bu rotada, hem q’ero’ların yaşamına saygımızdan hem de bölgedeki doğa koşullarından ötürü yemek organizasyonu biraz farklı ve daha basit oluyor. Örneğin 4.500 m/15.000ft rakımda su 85°C/185°F’de kaynıyor ve bu nedenle pişme süreleri çok uzuyor.
Q’ero’larda yemek kültürü oldukça zayıftır. Salqa şöyle der: “Biz q’erolar lezzetli yemek pişirmeye pek hakim değilizdir”. Gerçekten çok basit yediklerini söylemeliyiz. Pişirmek ve aileye bırakmak üzere yanımızda bolca erzakla gidiyoruz. Bizim getirdiklerimizin yanı sıra her öğünde q’ero’ların yetiştirdiği ata tohum patateslerinden bolca yiyoruz.
1. Gün
Paucartambo’da Öğle Yemeği:
Bir yerli restoranında veya köyün pazarında günün yerli menüsünden yiyoruz.
Cocha Moqo’da Salqalarla Akşam Yemeği:
Kutsal Vadi’den getirdiğimiz çorba ve yemekleri odun ateşinde ısıtıp yiyoruz.
2. Gün
Kahvaltı:
Ev yapımı müsli (yulaf, kabak çekirdeği, hindistan cevizi yağı, çiya tohumu, ceviz), ev yapımı yoğurt veya badem sütü, meyve, glutensiz veya ekşi maya ekmek, avokado, Peru’nun hiç fena olmayan yeşil zeytini ve yine Peru’nun pek güzel zeytinyağı, vadide bir çiftlikten köy yumurtası, keçi peyniri, tereyağı, tanıdık bir komüniteden bal, çay çeşitleri, kahve, sıcak çikolata.
Öğle Yemeği:
Tırmanışta olduğumuz için koka yaprağı çiğniyor, yanımızdaki meyve ve kuruyemişlerden yiyoruz, yeterli oluyor.
Akşam Yemeği:
Salqa’nın annesinin elinden moraya çorbası, soslu makarna (kinua/buğday makarnası), salata
3. Gün
Geç Kahvaltı:
Ev yapımı müsli (yulaf, kabak çekirdeği, hindistan cevizi yağı, çiya tohumu, ceviz), ev yapımı yoğurt veya badem sütü, meyve, glutensiz veya ekşi maya ekmek, avokado, Peru’nun hiç fena olmayan yeşil zeytini ve yine Peru’nun pek güzel zeytinyağı, vadide bir çiftlikten köy yumurtası, keçi peyniri, tereyağı, tanıdık bir komüniteden bal, çay çeşitleri, kahve, sıcak çikolata.
Öğle Yemeği:
Bu 3 günlük güçlü deneyimin ve q’ero’ların yaşadığı hayatı görmenin getirdiği şokla genelde tercih tavuk yemek şeklinde oluyor. Bildiğimiz bir tavuk restoranında geç bir öğle yemeği yiyoruz. Vejetaryenler için tabiki başka seçeneklerimiz oluyor.
Salqa Hakkında
Kendi Ağzından
2 araçla yaptığımız bir seyahat sırasında, dostum Raul, Salqa’nın Andların Kozmovizyonu hakkındaki konuşmasının bir kısmını kayda aldı. Buradan buyrunuz:
Salqa’nın kendi dilinden otobiyografisi: (orijinali keçuva ve ispanyolca karışık)
Adım Santos Apaza Cruz ama bugün Salqa olarak tanınıyorum. Cusco-Peru Bölgesi, Paucartambo eyaletinin Q’eros topluluğunda doğdum. Q’eros topluluğunun Ultimo ayllu Inca adlı bir geleneğinden, şifacılık geleneğinden geliyorum. And halkı paq’oruna olarak anılır ve atalarımın soyunun öğretilerini Q’eros topluluğunun büyükanne ve büyükbabalarından alırlar. Deniz seviyesinden 4.500 metre yükseklikte, bu özel köyde doğdum, bu tamamen Toprak Ana’nın ve evrenin bir ritüeli.
Çocukken babam bana yaşıtım diğer erkeklere göre bazı avantajlarım olduğunu açıklamaya çalıştı. Küçüklüğümden beri Q’ero geleneğinden inkaların şaman törenlerinin nasıl yapıldığını öğrenmek istiyordum, aynı zamanda diğer kültürlerden de öğrenmeyi seviyordum. Pampa misayoq mertebesinde bir And şifacısı olarak dağların koruyucusu olmak için doğdum ve paqorunas veya missayoqkuna adı verilen bir gelenekten geliyorum ve Q’ero topluluğundan atalarımın ve büyükanne ve büyükbabalarımın soyunun öğretilerini titizlikle taşıyorum. Kardeşlerim gibi ben de lamalar ve alpakalar arasında büyüdüm; yağmurla, karla, doluyla, bulutlarla ve dünya kozmosunun tüm doğallıklarıyla iç içe büyüdüm.
Bir Pampa Misayoq olan babamın adı Don Domingo Apaza Quispe annemin adıysa Juliana Cruz Quispe. Babam Don Domingo Apaza 2012 yılında 54 yaşında vefat etti. Ondan ders alma şansım oldu. Onun sözlerini alarak ilk adımı atmaya ve kendi yolumu aramaya karar verdim. Günlük hayatımızda yaptığımız her şeyde “apus” düşüncesiyle bir arada var olduğumuz bu eğitimde, Q’eros bilgeliği ve kültürümüzü bilmeyenler için bu yolu anlamak biraz zor olabilir. Kutsal apular kendi yolumu bulmama yardım ettiler ve onların bana yardım edebilecek tek varlıklar olduğundan emindim. Daha sonra Q’ero topluluğunun koruyucusu olarak bilinen kutsal Apu Wamanlipa’ya atandım ve kendi yolumu başlatmaya karar verdim.
19 yaşımdayken, o zamanlar kendi yolumu bulmak olan hayalimin peşinde evden ayrıldım. Bu, İspanyolca konuşmak, okumak ve yazmak anlamına geliyordu. Yazılı dünyayı anlama hedefimle birlikte, Andların kozmovizyonunu ve inkaların bilgisini öğrenme fikriyle ilerleme olanağına sahip oldum.
O zamandan beri insanların arasında bir hacıyım, hampik, ruhsal, fiziksel ve duygusal şifacı olarak hizmet ediyorum. Amacım insan ve doğa arasındaki dengeyi bulan projeler yaratmak. Son inka ayylu’sunun kültürünün ve ata bilgeliğinin farkındalığı ve korunması için hizmet ediyorum.
3 yıl yürüdükten sonra onu aramaya gerek olmadığını, ifade ettiğimiz şeye dönmenin gerekli olduğunu fark ettim ve bu şekilde ne olduğumuzu daha derinlemesine araştırmaya başladım. Şimdi yaptığım şey, herkes arasında paylaşmaya devam etmemiz gerektiğini bildiğim şeyi paylaşmak ve böylece zihinsel ve kişisel evrim sürecinde birleşik bir insanlık inşa etmektir. Şimdi aynı maneviyat yoluna doğru yürüme sürecindeyim.
Don Faustino Apaza Zamata, alto Misayoq olan büyükbabamdı, alto Misayoq olan ve istisnai durumlarda danışılan babam Don Domingo Apaza Quispe’nin babasıydı. Onlar, adak sunmanın ve kehanet güçlerine sahip olmanın yanı sıra, Pampa Misayoq’tan daha geniş bir coğrafi eylem alanına ve tepelerdeki çeşitli apu ruhları ve kozmosun doğa bilimcileriyle iletişim kurma gücüne sahiptirler; aynı zamanda çeşitli ruhların neden olduğu kötülükleri iyileştirmek için.
Q’erolar Hakkında
Q’erolar, And Dağları’nın bilgeliğinin bekçileri olarak bilinir. Organik patates üreticisi, alpaka çobanı, müzisyen ve dokumacı olan bu insanlar, 14.500 fit (yaklaşık 4.400 metre) yükseklikteki uzak köylerde yaşarlar. Peru’nun son İnkaları olarak kabul edilen Q’erolar, yerli etnik kimliklerini korumaya çalışırlar. Mevsimlerle birlikte farklı rakımlarda yaşayıp çalışmak için yer değiştiren, And Dağları’nın en izole topluluklarından biridirler. Q’erolar, atalarından gelen sembollerle ve toprak merkezli kültürel bilgiyle işlenmiş geleneksel dokumalarının güzelliğiyle tanınırlar. Q’ero halkı, doğayla uyum içinde bir çalışma hayatı sürer. Kendilerinin, hayvanlarının ve ürünlerinin iyiliği karşılığında Pacha Mama’ya (Toprak Ana) ve dağların ruhları olan Apu’lara adaklar sunarlar. Bu dünya görüşünün temelini oluşturan, karşılıklı paylaşımın önemine dayanan ayni kavramı ve her şeyde canlı bir öz olduğunun bilinci olan animu, onların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini şekillendirir.
Bir Q’ero şifacısı bir keresinde şöyle bir kehanet getirmişti:
“Yeterince tohum uyandığında, korkudan ve üçüncü ve dördüncü bilinç seviyelerinin diğer olumsuz yönlerinden kurtulduğunda, beşinci seviyenin tohumları insanlığın içinde filizlenebilecek ve bir Bütün oluşturabilecektir.”
Tarihçeleri hakkında:
https://inka-world.com/en/qeros/
Artık internette birçok video bulmak mümkün:
https://vimeo.com/search?q=qeros
Q’erolar hakkında bir belgesel:
Türkiye’nin en köklü coğrafya ve keşif dergisi Atlas’ın Eylül 2020 sayısında kapak konusu olmuş yazımın orijinal metni:
KADİM BİLGİNİN 500 YILLIK BEKÇİLERİ:
Q’EROLAR
Peru’da, beni kalbimin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkaran bu mistik topraklardayım. Pasifik kıyısı, And Dağları ve Amazon Yağmur Ormanları olmak üzere doğal ve kültürel anlamda üç güçlü coğrafi bölgesi olan bu güzel ülke, içinde birçok yerli kabile barındırıyor.
Çadırımdan çıkıp, keyifle gerine gerine etrafa bakmaya çekindiğim bir yerdeyim. Buraya gelme fikri heyecanlı olsa da burada olma hali içimi titretiyor. Son derece ilkel şartlarda (bazı maddi açılardan), sevdiği ve saygı duyduğu kültürünü korumak adına medeniyetten uzakta yaşayan bu insanlara büyük saygı duyuyorum.
Cusco bölgesinin en kutsal dağı olan Ausangate’nin (6.384m) tuttuğu bir alanda, dört adet kutsal dağın koruduğu Cocha Moqo isimli, insanoğlunun nicedir arar olduğu kimi sırların saklandığı bir kabiledeyim. Dağlar arasına gizlenmiş olan q’erolar, sahip oldukları kadim bilgileri saklamaları gerektiği bilinciyle son 500 yıl boyunca dünyadan tamamıyla izole bir şekilde burada yaşamışlar.
İşgalciler And Dağları’na ve Inka Medeniyeti’nin başkenti Cusco’ya ulaştıklarında (M.S. 1533) karşılarında buldukları yerliler (keçuva halkı), henüz yazı ve tekerlek dahi kullanmayan, hayatlarında ne bir at, ne bir silah görmüş insanlardı. Nihayetinde tüm kıta istila edildi ve yerlilerin büyük bir kısmı katledildi.
Q’erolar ise, istilacıların açgözlülüklerini önceden sezip onlarla savaşmak yerine çok uzun yıllar boyunca bulunamayacakları bu yere gizlice göç etmişler. Varlıkları 1955’de keşfedilen ve hayatlarını medeniyetten kopuk bir şekilde 4.400 metre rakımda sürdüren q’erolar, o zaman aldıkları göç kararını belki de şöyle dillendirmişti:
“Bu insanlar belli ki öğrenmek ve paylaşmak için gelmediler. Yazık!
Bu kutsal vadiye sahip olabileceklerini sanıyorlar, bu dağların ne kadar büyük olduğunu göremiyorlar.
Onlar belli ki bazı kadim gerçekleri unutmuşlar.
Bu güçlü toprakların onları sevgi ve barışın güzelliğiyle buluşturmasını dileyip,
bizi bulamayacakları dağlara çıkmalıyız, daha da yükseklerde korunaklı bir yere göçmeliyiz.
Kutsal bilgiyi korumak adına saklanmalıyız. Sular akıp zamanı geldiğinde, bu tavırlarının var oluşumuza sadece zarar getirdiğini fark edecek ve gerçeklere ihtiyaç duyacaklar. O gün, durumun farkına varmış olan birçokları dünyanın dört bir tarafından kalkıp buralara gelecek. İşte o günler için bu sorumluluğu şu anda almalıyız ki insanoğlu bu nefretin içinde yok olup gitmesin.
Günü geldiğinde zaten her şey ortaya çıkacak. Endişe edecek, kaybedecek hiçbir şey yok.”
Andların kozmovizyonunu (manevi temeller üzerine kurulu dünya görüşü) ve spiritüel bağlantılarını başarıyla koruyup kollamış olan bu komüniteye gitmek ancak izin dahilinde mümkün olabiliyor. Buradaki tüm fertler, güçlerini eril figür olarak “apu”lardan (dağın ruhu) ve dişil figür olarak “Pachamama”dan (aslında kavram olarak tüm elementleri ve enerjileri kapsayan Toprak Ana’dan) aldıklarına inanıyorlar.
Köyde doktor veya ilaç olmadığı gibi bunlara ulaşma imkanları da çok sınırlı. Köyde genç nüfus gittikçe azalsa da burada kalmayı tercih eden ve vizyonlarını paylaşmak üzere dünyanın birçok noktasına davet edilmiş 25 yaşındaki arkadaşım Salqa’nın sözleri aklımdan çıkmıyor:
“Biz her birimiz şifacıyız. Birimiz rahatsızlandığında, bir yolculuğa çıkılacağı zaman, hayvanlarımız için, ailemiz için, bolluk ve bereket için, şifa için seremoni yaparız. Bizi çevreleyen dağlardan, bölgedeki 12 kutsal apu’dan ve Pachamama’dan izin ister, adak olarak hazırladığımız paketi onlara bağışlarız. Burada hiç birimizin bir sağlık problemi yok.”
Bahsi geçen seremoni, Peru’nun aslında en önemli seremonisi. Dileklerin ortaya konup bu niyetle Toprak Ana’ya teşekkürlerin sunulduğu bu ritüel, bölgenin kutsal bitkisi koka eşliğinde, apu’lardan alınan izinle yapılıyor. İçine çeşit çeşit obje, çiçek, yemiş ve tohumun konduğu paket tören sonunda ya akan bir suya bırakılıyor ya da ateşe atılıyor. Bırakılan pakete arkalarını dönüyorlar, çünkü gözleri üstünde olmayınca paketin ve niyetlerin daha rahat bir şekilde yol alacağına ve Evren’e iletileceğine inanılıyor.
Her bir elementten ihtiyaç duydukları bilgiyi ve gücü edinebildiklerini söyleyen yerliler, canlı cansız tüm varlıkların titreşimleriyle iletişime geçebildiklerini söylüyorlar. Bu gibi şamanik bağlantıları güçlü kişilere “paqo” ünvanı veriliyor. Paqo’luğun da farklı mertebeleri var. Dönüşüme ve bilginin aktarılmasına yaptıkları vurgu, vizyonlarının derinliğini ve kalplerinin büyüklüğünü gösteriyor.
“Gece gündüzle, aydınlık karanlıkla birdir. Enerjiler eşleriyle birlikte olduklarında tam olur ve ancak bu şekilde yol alabilirler.” Dualiteye büyük önem veren bu yerliler, çift olmanın mühim olduğunu ve köylerinde herkesin bir eşi olduğunu söylüyorlar. Renkli kıyafetleri ve her daim kullandıkları pançolarıyla (sadece seremonilerde giydikleri özel bir pançoları daha var) soğuktan bir nebze korunsalar da, ayaklarında, araba lastiğini keserek her birinin ayağına özel ürettikleri bir çeşit sandalet kullanıyorlar, üstelik çorapsız bir şekilde. Bu sandaletlerin hem ayağa tam oturması hem de kauçuk olmasından ötürü en iyi dağ botlarından daha sağlam ve kullanışlı olduğunu görüyoruz.
Köylerine en yakın yerleşim yeri olan on bin nüfuslu Paucartambo’ya ulaşmak için son senelerde açılmış olan bir yolları var. 4 bin metre üzeri rakımlarda seyreden bu yol 4 saat sürüyor ve ancak arazi aracıyla geçilebiliyor.
Q’erolar 20 metrekarelik tek göz evlerde ailecek yaşıyorlar. Tuvalet ihtiyaçlarını doğada gideriyorlar. Çamaşırlarını da kendilerini de buzullardan gelen şelalelerde yıkıyorlar. Yemekler tezek ve okaliptüs ateşinde evin içinde pişiyor. Q’eroların temel gıdaları, hep birlikte yetiştirdikleri onlarca çeşit patates (Peru’da binin üzerinde patates çeşidi yetişiyor), bakla, mısır ve alpaka eti.
Yetiştirdikleri hayvanları aslında en yakın dostları. 200 nüfuslu bu köyde lama sayısı 2000. Çocuklar 5 yaşından itibaren çobanlık yapmaya başlıyorlar. Kendi ürettikleri çalgılarla müzik yapıyorlar ve özellikle kadınlar, lama ve alpaka yününden örme işi yapmakta ustalar. Ayni isimli bir çalışma düzenleri var. Tüm işler hep birlikte planlanıyor ve yapılıyor. “Bugün ona, yarın sana” diyorlar, büyük bir bilinçle.
Q’erolar doğayla uyum içinde olmanın ötesinde onunla sanki birler. İnsanın, doğanın bir parçası olduğunu unutmamışlar. Yaşadıkları evler, yağıştan ve rüzgardan korunmak için yaptıkları dört duvar ve bir çatıdan ibaret. Kendilerini farklı bir yere konumlandırmamışlar. Öyle ki sanki yaşadıkları toprağın rengini almışlar. İçten ve derin gülümsemeleri, hayata olan saf bağlantılarının bir göstergesi. Yüksek dağlar ve pofuduk bulutlarla bezeli bu güçlü manzarada bile görüntüleri bir aykırılık içermiyor, varlıkları insanın içini ısıtıyor.
Günün sonunda kendimi, paqo’ların tüm insanlık için koka yapraklarına üflemeye devam etmelerini diler buluyorum. İçimin titremesi yavaşlıyor, heyecanlanıyorum.
Hal böyleyken son sözü “bilgelik bekçileri”ne bırakmak en doğrusu olacak:
“Kendi ayak izlerinizi takip edin. Nehirlerden, ağaçlardan, kayalardan öğrenin. Kardeşlerinizi onurlandırın, Toprak Ana’yı onurlandırın, Büyük Ruh’u onurlandırın. Kendinizi ve tüm Yaradılış’ı onurlandırın. Ruhunuzun gözleriyle bakın ve asıl olana odaklanın.”
Katılım Ücreti
| Katılım | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Ücret ($) | 650 | 520 | 500 | 460 | 430 | 410 | 400 |
Bu rotadan elde ettiğimizin gelirin en az %10-16’sı q’ero komünitesine bağışlanıyor.
Ekstralar
Adak seremonisini katılım bedeline dahil etmiyorum çünkü seremoni için ödemenizi Salqa’ya kendi ellerinizle yapmanızın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Adak seremonisi için önerilen bağış: 1-3 kişilik bir katılımda kişi başı 150 sol, 4-7 kişilik katılımda kişi başı 100 sol.
Tercih ederseniz inisiyasyon seremonisi için önerilen bağış: Kişi başı 250 sol.
Eğer dönüşte Ausangate’nin o güzel kaplıcalarında ısınmak ve öyle dönmek isterseniz 3. gün (dönüş günü) sabah 10 gibi hareket etmemiz gerekir. Kişi başı 30$ ve katılımcılar arasında bölüştürülmek üzere 50$ ekstra ödeme gerekir (ekstra mesafenin yarattığı benzin ve amortisman masrafı, Pacchanta komünite girişi ve kaplıca girişi için).
Konaklama
Salqa’nın bizim için inşa ettiği iki basit kulübenin içinde kalıyoruz. Çadırlarımızı kulübelerin içine kuruyoruz ve bizim vereceğimiz uyku tulumları ve temiz içliklerde uyuyoruz. Bu kulübeler gerçekten çok basit, 4 duvar 1 çatı kulübelerdir, bu yüzden lütfen gerçek bir deneyime hazır olun.