2012'den beri · Kutsal Vadi · Cusco · Peru
Vamoss Experience
Vamoss Experience, kısa ve uzun süreli Güney Amerika deneyimlerine destek olan, bu güçlü topraklarda yaşamayı tercih eden gezginlerin oluşturduğu, altında birçok farklı çalışmanın yürütüldüğü bir topluluk projesidir.
Vamoss, güvenli alanımızdan çıkarak hayatımızda yeni bir sayfa açma olanağı sunar, bu niyetle yola çıkmaya hazır kişilere el verir. Potansiyelini açığa çıkarmaya ve kendini geliştirmeye karar vermiş ve bu doğrultuda sorumluluk almaya hazır kişilere olanaklar sunar.
Vamoss'u, harekete geçmemiz için bizi destekleyen, daha derinden yaşamayı öğrenmemiz için bizi bir araya getiren ve sorumluluk alabileceğimiz deneyimler sunan bir oluşum olarak görüyoruz. Bu vizyon dünyamızdaki mikro alanlarda doğdu, büyüyor bile. Hep birlikte dönüştürücü bir mesaj ulaştırmak istiyoruz çünkü biliyoruz ki huzurlu bir hayat ve barış dolu bir dünya mümkün.
Bu güzel topraklarda yaşayacağı bir deneyimi olup bu yolda arayışta bulunan kişilere seyahatler organize ettiğimiz gibi, dileyenleri İnkaların Kutsal Vadisi’nde (Peru) bulunan yerimizde ağırlıyor ve seyahatlerine destekte bulunuyoruz.
Artık sadece konuşmak değil, “öğrenmek ve üretmek” isteyenler olarak buradayız. Niyet etmenin, odaklanmanın, doğru beslenmenin, birlikte hareket etmenin, organize bir şekilde üretmenin, çember olmanın, öğrenmenin, hizmet etmenin, teşekkür edebilmenin, Doğa'nın ve sanatın iyileştirici gücüne inanıyoruz.
Burada yapacağınız içsel yolculuğunuzda ve turistik gezilerinizde aşkla ve güvenle yol almanız için hizmetteyiz.
Deneyimle sekmesinden hizmetlerimize dair bilgi edinebilirsiniz.
Vamoss Experience
Niyetimiz
Buradayız çünkü ilaçları yaymak istiyoruz: Aşk ve sevgi ilaçlarını…
Hazır buraya geliyorsunuz, dileyenler “güçlü yerlerde gerçek deneyimler edinsin, tadını çıkarsın, keyifle seyahat etsin, sorumluluk alsın ve bağlantılarını derinleştirsin” istiyoruz.
Hayalimiz
Dünya çapında sevgiye dayalı topluluklar çemberinde bir yer (hatta belki kolaylaştırıcı bir yer) edinmeyi hayal ediyoruz. Biz çok sayıdayız ve her geçen gün daha da çoğalıyoruz. Birlikte yürümek, her yerde kendimizi evimizde hissetmek hayal ediyoruz.
Misyon ve Vizyonumuz
Misyonumuz: Kısa ve uzun vadeli Güney Amerika deneyimlerine destek vermek; sistemli bir şekilde paylaşmak, öğrenmek ve iyileşmek üzere sorumluluk alabileceğimiz güvenli bir alan tutmak.
Vizyonumuz: Aşk ve şükran içinde yaşamak niyetiyle, her bir bireyin ve komünitenin varlığı, bilgisi ve çevresi için sorumluluk aldığı bir dünya hayal ediyoruz.
2010’dan beri
Hikayemiz
Vamoss'un temelleri, 2010 yılında, kamp ve fotoğraf malzemelerini sırtlanarak, İnternet'e çok nadiren girerek yaptığımız 9 ay süren rotasız bir Güney Amerika seyahatinin ardından İstanbul'da atıldı.
“Buraların güzelliğini ve şifasını paylaşmak” istediğimizi fark edip Vamoss! diyerek yola çıktığımızda sene 2012 idi. Galata'daki yerimizde 5 Haziran 2012'de gerçekleşen partide buluşan kalabalığa ilk kez Vamoss'tan bahsettik ve günün anısına birer broşür dağıttık.
Galata'daki ev senelerce Vamoss'un İstanbul evi olarak çalıştı. Bir süre Güney Amerika'dan Türkiye'ye gidiş-dönüş seferlerine devam eden Vamoss, nihayet 2013 yılının Mayıs ayında Peru'da yeni evini buldu.
2012’deki kelimelerimizle:
“Alışılmadıktan korkmamak gerektiğini, zorun da özünde kolay olduğunu ve yapılamayanın aslında çoğu zaman yapılmayan olduğunu savunuyoruz. Kalbimizden geçeni aklımıza getirdiğimiz ilk an ne kadar da basit olduğunu ama o ilk anın ardından geçen her bir saniyeyle karmaşıklaştığını fark ettik ve kendimizi Vamoss’a kadar varan projeler üzerinde çalışır bulduk.
“Buralar (Güney Amerika) bize iyi geldi, iyi geliyor. Başkalarına da iyi gelsin” diyerek harekete geçip, “hayal edilmiş ama gerçekleşmemiş projelere ve bize özel deneyimlere aracı ve destek” olması niyetiyle Vamoss’u kurduk. İspanyolcada ‘vamos’un üç anlamı var: Haydi, gidelim ve gidiyoruz. İki ‘s’li olmasının sebebi bize özel bir kelime yaratmak istememiz; çünkü yaşadığımız her bir deneyim bize özel olacak.
Vamoss, Güney Amerika sevgisi ve heyecanıyla doğup paylaşarak büyürken bizleri ortak bir hayalde buluşturdu: Çocukken gözü haritada hep Güney Amerika’ya kayanlar, bu kıtadan etkilenen ve burada yaşayacağı derin bir deneyimi olduğunu hissedip bunu hayal edenler olarak Vamoss çevresinde buluştuk. Bu güçlü toprakları tatmış olan bizler ve burada özel bir parçanızı hatırlayacak olan sizlerle buluşuyoruz.”
…diyeli 14 sene oldu ve şimdi web sitemizi yayınladığımız 2026 yılında, deneyimlerimizin desteğiyle, vizyonumuz doğrultusunda büyümeye başlıyoruz. Bu süreçte konu hakkında bolca düşünecek ve niyet edecek zamanımız oldu, şimdi harekete hazırız.
Buralara tek başına gelmek için yeterli zamanı olmayan, turla gelmeyi tercih etmeyen ve kendisine yol arkadaşı arayan herkes için buradayız.
Bakış Açımız
Kimi konulara dair bakış açımızı öğrenmek isteyebileceğinizi düşündük.
Kalpten ve Profesyonel Hizmet
Peru’da yaşamaya karar verdik çünkü burayı seviyoruz ve burada çoğumuza iyi gelen “az rastlanır bir hal” hissediyoruz. Yükseklerde yaşayan yerli komünitelerden sürdürülebilirlik hakkında öğrenebileceğimiz çok şey olduğunu düşünüyoruz. Buradaki deneyimlerinize destek olurken sizleri buranın güzelliği ve gücüyle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.
Peru’ya gelmenin sizler için de çok şey ifade ettiğini biliyoruz. Bu nedenle hizmetlerimizi yürekten sunuyoruz ve turizmin çok ötesinde bir deneyim vaat ediyoruz. Turlardan ziyade ortak yolculuklar sunuyoruz; pansiyondan ziyade bir ev sunuyoruz. Güçlü bir deneyim edinmeniz ve yaşamınızla, doğayla, bedeninizle ve bulunduğunuz anla ilişkilerinizi yenilemeniz için buradayız.
Evet, şanslı hissediyoruz ve minnettarız çünkü sevdiğimiz işi yapıyoruz ve hizmet etmeyi seviyoruz. Bu yüzden de içtenlikle sorumluluk almaktan çekinmiyoruz ve tüm profesyonelliğimizle karşınızdayız. İşimize saygı duyuyoruz. Hayallerimizin ve kalbimizin peşinden gitmenin yolunun bu bakış açılarından geçtiğine inanıyoruz.
Sevgi ve saygıyla,
Sorumlu Turizm
Seyahat etmenin amacının, yeni yerler ve insanlarla buluşurken aslında kendimizi keşfetmek olduğuna inanıyoruz. Aynı hayatın çok farklı şekillerde yaşanabileceğini görmek için seyahat ediyoruz.
2012’den beridir turizmin ötesinde deneyimler sunuyor olsak da bir taraftan biz de nihayetinde bu sektörün içinde sayılırız. Hayatımızdaki tüm ilişkilerin ardında bir iz bıraktığını biliyoruz. Turizminse birçok yeri, kültürü ve doğayı değiştirdiğinin farkındayız. Bu nedenle yolculuğumuz sırasında sadece kendimizin değil, başkalarının hayatlarına da dokunduğumuz gerçeğini unutmuyoruz.
Vamoss olarak ardımızda bıraktığımız izler hakkında elimizden geldiğince sorumluluk alıyoruz. Umarız ki zamanla elimizden daha fazlası da gelir. Eylemlerimizin diğer topluluklar ve doğal sistemler üzerindeki etkilerini kabul ediyoruz. Doğaya ve kaynaklarımıza saygı duyma, onları koruma ve geri kazanma konularında ahlaki bir zorunluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Bazı tutum ve yaklaşımlarımızın daha çok sorumluluk almamızı sağladığını hissediyoruz.
Her bir kişiye eşit muamele etmek. Sorumlu bir gezgin insanları yargılamamaya çalışmalıdır. Yerlilere ve diğer turistlere azami saygı gösteririz.
Samimiyet uyum getirir. Birlikte bir yola çıkıyoruz. Bu bizim için de bir deneyim oluyor. Birebir bağlantılar kuruyoruz. Gerçek bir yolculuk yaşayabilmemiz için samimiyetin kritik bir önem taşıdığının farkındayız. Herkesin her tür deneyime uygun olmadığını biliyoruz. Bu nedenle yola düşmeden önce sizlerle bir görüşme yapıyoruz.
Doğa hepimizin. Ayak izimizi mümkün olduğunca az bırakmayı hedefliyoruz. Yeniden kullanılabilir poşetler, tek kullanımlık su şişeleri, kompost vb. konularda sorumluluk alıyoruz.
Yerel satıcıları destekliyoruz. Bağımsız üretim yapan veya hizmet veren yerel işletmeleri destekliyor, yemek, içecek ve konaklama konularında global firmaları tercih etmiyoruz. Yerel zanaatkarlardan satın alıyoruz; büyük seyahat acenteleri veya turistik tesislerle çalışmıyoruz.
Özgürce yol alıyoruz. Hiçbir firmayla anlaşmalı ya da komisyonlu çalışmıyoruz. Bu sayede seyahat sırasında özellikle uğramak istediğimiz bir tesis veya restoran olmuyor. Bu durum, seyahat sırasında dilediğimiz gibi hareket edebilmemizi ve ihtiyaçlarınızı daha iyi karşılayabilmemizi sağlıyor.
Fotoğraf çekmek anı değiştirir. Sıklıkla ilginç bir şey ya da bir canlı ile karşılaşıyoruz. Biliyoruz ve hatırlatıyoruz ki fotoğraf çekmek yaptığımız ilk şeyse, irade göstermenin ve anı yaşama şeklimizi değiştirmenin zamanı gelmiştir. Her çekilen fotoğrafın bir mesafe veya kopukluk yarattığını biliriz. Örneğin bir çocukla göz göze geldiğimizdeki duyguyla aramıza kameranın veya telefonun girdiği andaki duygu çok farklıdır. Nitekim o fotoğrafı çektiğimiz an çocuğun zihninde de bir iz bıraktığımızı unutmayız.
Yerlilerle Temas
Yolculuğumuz sırasında sadece kendimizin değil başkalarının hayatlarına da dokunduğumuz gerçeğini unutmuyoruz. Rotalarımız bizi bakir yerlere ve topluluklara götürüyor. Böylece «modern insana» alışık olmayan birçok varlıkla karşılaşıyoruz.
Evet, modern dünyadan çok kopuk rakımlarda, elektriksiz, İspanyolca bile konuşmadan kendi halinde yaşayan yerlilerle buluşmak çok başka bir tecrübe. Yerli halkla temas anı çok hassas oluyor. Bizler bu insanları düşünerek kendimizle yüzleşirken yerlilerse büyük bir bilinmezlikle karşılaşıyor. Aklınıza gelebilecek tüm konulara bakış açıları çok farklı oluyor: Yiyecek, giyecek, iletişim, hava durumu, ilaç, hayat, çocuklar… hakkındaki anlayışları bizimkine göre çok farklı.
Yolculuğun başında yapacağımız oryantasyonda bu önemli konuya değineceğiz. Fotoğraflarını çekmek, izin istemek, komünitelerine saygı göstermek, yemek paylaşmak, tütün, Mapacho, Rapé ve kenevir kullanımı, güneş gözlüğü takmak, elimizdeki ekipmanları göze sokmamak konuşacağımız konulardan bazıları olacak.
Bir müzeyi ziyaret etmediğimizi ve tanıştığımız insanların birer obje olmadığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Saygılı olmalı ve konumumuzu bilmeliyiz. Hatırlatmak isteriz ki gülümsemeniz ve gönülden yaklaşımınız, tüm önyargıları dağıtacak bir “merhaba” ifadesi, samimi ve alışık olduğumuzdan daha yavaş bir iletişim, her yerde karşılık bulacaktır. Bilinçli ve sorumlu olmamız gerekecek; çabanız için şimdiden teşekkür ederiz.
Karbon Döngüsü
Buraya gelme vakti gelenler için buradayız. Evet, buraya gelmek için uzun mesafeli bir uçak yolculuğu yapmak gerekiyor ve bir yandan da iklim değişiyor, karbon döngüsünün hali açıkça ortada. Bunun gerçek olduğunu biliyoruz.
Biz karbon döngüsüne dair bu durumu, yaşama biçimimizi fark etmemize ve değiştirmemize olanak veren bir fırsat olarak görüyoruz. Buralara gelmenizin doğaya vereceği zararın, bırakacağı karbon ve benzeri ayak izlerinin, size ve bütüne getireceği yarar ve şifadan daha fazla olacağını düşünüyor veya hissediyorsanız bu doğru olabilir. Konuyu değerlendirmeli ve içinize sindiği şekilde hareket etmelisiniz.
Amatör Ruhumuz
Samimiyet ve sevgi, çalışmalarımızdaki ilk ve en önemli motivasyonumuz oluyor. Sunduğumuz hizmetlerde önceliğimizin maddiyat olmaması bizi daha iyi hissettirirken potansiyelimizin ve çalışmamızın ortaya daha güzel çıkabilmesini sağladığını hissediyoruz. Yürüttüğümüz hiçbir çalışmayı sadece ticari bir aktivite olarak görmüyoruz.
Amatör bir ruhla kurduğumuz Vamoss’la ilişkimizin bu saflığı koruyabilmesi, hatta geliştirebilmesi için Vamoss’un ilk 14 senesinde hiçbir tanıtım veya pazarlama faaliyetinde bulunmadık, herhangi bir ürün veya hizmetimizi satmaya çalışmadık.
Bu duruş, edilen tavsiyeler ve bize zaten ulaşan çok insan sayesinde işimizi hem profesyonel bir tutumla hem de amatör bir ruhla yapmanın güzelliğini doya doya yaşayabildik. Bu web sitesi 2012’de çıkmış olsaydı bazı önemli konuları belki de atlardık. Fazla büyümedik, hızlı büyümedik ve bunun çok büyük bir şans olduğunun farkındayız, çok şükür!
İnternet ortamındaki iletişimlerimizde Vamoss olarak ikna etmek değil, halimizi, hizmetlerimizi ve niyetimizi anlatmak isteriz, o kadar. Bu anlayışla potansiyelimizin daha güzel ortaya çıktığını hissediyoruz.
Niye Bu Lokasyondayız?
Yaşadığımız bölgenin, özellikle bazı konular itibarıyla çok özel ve güçlü olduğunu görüyoruz. Güney Amerika ve Peru bazılarımızı boşuna heyecanlandırmıyor.
Güney Amerika ve And Dağları (Coğrafi)
Birçoklarımızın merakını cezbeden, bize bazı özlediğimiz hisleri hatırlatan özel bir kıta burası. Kuvvetli doğasının da etkisiyle çok renkli bir karaktere sahip.
İspanyollar kıtaya varmadan önce, bundan sadece 500 yıl önce, yerliler Avrupa ve Asya’ya kıyasla çok daha ilkel ve toprağa yakın bir şekilde yaşıyordu. Hâlâ uzun vadeli planlarla yaşamaktansa önlerindeki birkaç günü planlamayı tercih ediyorlar, tarım hariç; belki de bu sayede rahat ve keyifli bir şekilde yaşıyorlar. Dünyanın diğer bölgelerinde yaşayanların özlemini duyduğu birçok özelliğe sahip bu güzel şekilli kıta, konumu itibarıyla bize zaten uzakta olma hissini veriyor. Egzotikliği sayesinde aynı hayatın çok farklı şekillerde yaşandığı gerçeğini, doğası sayesinde Toprak Ana’ya duyduğumuz özlemi hatırlatıyor; öğrenmemize ve şifalanmamıza yardımcı oluyor.
Alanı
12 ülkeden oluşan Güney Amerika, yüz ölçümü itibarıyla Avrupa’nın yaklaşık 1,7 katı büyüklüğünde; Avrupa’da 46 ülke bulunur. Pasifik ve Atlantik okyanusları kıtanın güneyinde Beagle Kanalı, kuzeyindeyse insan eliyle açılan Panama Kanalı aracılığıyla birbirleriyle buluşuyor. Dünyanın en kuru bölgesi olan San Pedro de Atacama Çölü ile dünyanın en sulak havzası olan Amazon Yağmur Ormanları’nı birbirinden bir duvar gibi ayıran And Dağları’nın şekil verdiği bir kıtadan bahsediyoruz. And Dağları kuzeyde Kolombiya ve Venezuela sınırlarından başlayarak kıtanın en güneyine kadar uzanıyor. Yer altı kaynakları bakımından Toprak Ana’nın cömert davrandığı kıta, dünyanın diğer güçlü yerlerinde de olduğu gibi maden firmalarının tahrip ettiği yerlerden biri.
Tarihi
1492’de “Batılı insan” Güney Amerika’ya ayak basmadan önce kıtanın tarihi birçok bilinmez ve gizem barındırıyordu. İspanyollar kıtaya gelene dek alfabe kullanılmadığı için eskiye dair yazılı kaynak çok azdı. Birbirinden kopuk yaşayan kabileler fazla hareket etmiyor; barışçıl, doğaya yakın ve hayatın gizemleri üzerine düşünerek yaşıyordu. 800’lü yıllarda İnka Medeniyeti oluşmaya başladı. Cusco’yu başkent ilan ettikten sonra medeniyetin vizyonu ve gücü büyüdü; kıtadaki şiddet özellikle 15. yüzyılda arttı. Asıl büyük kıyım ise 1492’de Avrupalı güçlerin gelişiyle yaşandı. Uzun yıllar İspanyol boyunduruğu altında büyük zarar gören Güney Amerika halkları teker teker bağımsızlıklarını kazanmayı bildi. İnkalardan önce de küçük medeniyetler kurulmuştu; bunların ortak paydası savaşçı değil barışçıl olmak ve hayatı en temel haliyle, bir arada yaşama niyetiyle sürdürmekti. Machu Picchu’da farklı rehberlerden farklı güzel hikâyeler duyulmasının nedeni de 1500 yılına kadar bu kıtada yaşananlara dair çok az kesin bilgi bulunmasıdır.
Kültürü
Kıta, özellikle doğa şartlarıyla şekillenmiş çok güçlü kültürler barındırıyor. Latinler hayatı dünyanın geri kalanına göre hep farklı yaşamış. Bolivya’nın Arjantin sınırından Karayipler’e uzanan tropik kuşak, kültürleri etkileyen en önemli unsurlardan biri. Kıtanın tamamında insanlar çok sıcakkanlı; şakalaşmak ve hayattan keyif almak öncelikleri gibi. Müzik ve dans hayatın gerçek bir parçası, her bayram büyük bir karnaval havasında kutlanıyor. Büyük şehirler kültürün hayata kattığı güzelliği azaltsa da hangi şehirde olursanız olun bir Latin ülkesinde olduğunuzu hissetmek kolay. Amazonlar, Andlar ve Patagonya’nın bazı bölgelerinde kültürleri çok az değişmiş yerli topluluklarla karşılaşmak mümkün. Zaman kaygısından uzak yaşayan Latin insanı, özellikle sıcak bölgelerde, oldukça misafirperverdir. Samimi ve keyifli Latin kültürü bize güçlü bir deneyim yaşatıyor. Beyaz insanın Güney Amerika yerlilerine yaptığı zulmün izleri hâlâ bazı ayrıntılarda karşımıza çıktığı için burada seyahat ederken veya yaşarken bu kültürün zarar görmemesine ayrıca özen göstermek boynumuzun borcu. Kıtanın kuzeyindeki Karayip Denizi, kumsala kadar uzanan yağmur ormanlarıyla kardeş gibidir. Mercanların yaşadığı bu denizin kumsalları bembeyaz ve palmiyelerle doludur. Burada denize çok yakın olmasına rağmen çok yüksek olan kutsal Sierra Nevada de Santa Marta bulunur; farklı rakımlardaki yaşam alanları çok büyük bir biyoçeşitlilik ve mikroiklim çeşitliliği barındırır.
Kuzeyi
Kıtanın kuzeyinde yer alan Karayip Denizi, kumsalın başladığı yere kadar uzanan yağmur ormanlarıyla kardeş gibi. Karayip Denizi halen mercanların keyifle yaşadığı bir denizdir, kumsallar bembeyaz ve palmiyelerle doludur. Siz plajda otururken önünüzden sürekli ıstakoz, hindistan cevizi gibi bölgeye has yiyecekler satıldığını görürsünüz. Burada, denize bu kadar yakın olup, aynı zamanda çok da yüksek olan (bu özelliğiyle dünyada tek) kutsal bir dağ var: Sierra Nevada de Santa Marta. Sunduğu çok farklı rakımlardaki yaşam alanları ile içinde çok büyük bir biyoçeşitlilik ve mikroklimalar barındırıyor.
Andlar
Kıtanın batı yakasının ortalarındaki Kuzey Şili’de, dünyanın en kuru yeri olan San Pedro de Atacama bulunuyor. Kuzey ve güney yönünde toplam 4.000 kilometrelik bir alan bu çölün etkisinde. Çölün hemen batısında okyanus, doğusunda ise And Dağları yer alıyor. Atacama’dan Uyuni’ye uzanan bölge başlı başına bir doğa olayı ve muhteşem manzaralar sunuyor. Kıtanın batı yakasında kuzeyden güneye uzanan And Dağları, kıtaya şeklini veren coğrafi unsurdur. Bu dağlar, Ekvator çizgisine yakın tropik bölgede çok yüksek rakımlarda dahi yaşamın var olmasına olanak veriyor. Bolivya-Arjantin sınırına kadar uzanan enlemlerde 4.500 metre rakımda bile köy ve kasabalar bulmak mümkün. Bizim yaşadığımız Kutsal Vadi ortalama 2.500-3.000 metrelerde seyrediyor. Vadi Amazon Yağmur Ormanları’na doğru akarken, dağların yağmur ormanlarına dönüştüğü noktada 2.300 metre rakımdaki Machu Picchu’ya ev sahipliği yapıyor. Uzun fakat ince sayılabilecek And sıradağları, Amazon Yağmur Ormanları’nın batıdan gelen çöl ve okyanus havasından etkilenmeden bir sera gibi yaşayabilmesini sağlıyor.
Amazonlar
Amazon Yağmur Ormanları bu kıtanın en önemli doğa olaylarından biri. Oralı olmayanların yaşamasının pek mümkün olmadığı bu çok büyük alan, dört mevsimli iklimlerde karşılaştığımız ormanlardan çok farklı. Birbirinden farklı birçok bitkinin birlikte yaşadığı, tıklım tıklım bir bitki örtüsünden bahsediyoruz. Yüksek debili ve çok geniş nehirlerinin doğuya aktığı Amazon Yağmur Ormanları, Atlas Okyanusu’na yaklaştıkça gücünü kaybediyor ve yerini Brezilya’nın uçsuz bucaksız kumsallarına bırakıyor. Tropik kuşaktaki bu güçlü ormanda 100 metrekarelik bir alanda 100’den fazla bitki türü yetişebiliyor. Orman; Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Bolivya arasında paylaşılıyor.
Rakım
Tropik kuşakta yer alan bölgelerde iklimi belirleyen temel etken rakım oluyor.
4000 metrelerde gündüz güneşin altında ılık, gölgede 15-20 derecelerde, gece ise 0-10 derecelerde seyreden bir sıcaklık yaşıyoruz.
3000 metrelerde gündüz güneşin altında sıcak, gölgede 20-25 derecelerde, gece ise 5-15 derecelerde seyreden bir sıcaklık yaşıyoruz.
2000 metrelerde artık yüksek jungle diye tarif edilen bölgeye girmiş oluyoruz. Bu yüksekliklerde gece artık soğuk yapmıyor, günün 24 saati 25 derecelerde seyreden sıcak bir hava yaşıyoruz. Bu bölgede kakao, koka, kahve ve benzeri güçlü bitkiler daha rahat yetişiyor.
Daha da aşağı indiğimizde Amazon Yağmur Ormanları’na girmiş oluyoruz, burası sene boyunca nemli olan ve sıcak yapan bir bölge. Temmuz, Ağustos aylarında bir nebze hafiflese de sene boyu bir sera kıvamında.
Özellikle dağlık kesimde, enlem itibariyle Ekvator’a, rakım itibariyle Güneş’e olan yakınlık, Güneş ışınlarının yeryüzüne çok etkili gelmesine neden oluyor. Güneşin altında tişörtle terleyerek otururken, gölgeye geçtiğimizde üşüyebiliyoruz. Ayrıca, yüksek rakımlarda sıcaklıklar, gün içinde hızlı değişiklik gösterebiliyor. Dağda olmamız nedeniyle bulutlar tepemizden yüksek bir hızla seyrediyor olacaklar. Bulut gelip hava kapadığında hava birden serinlerken, biraz önce bulutlarla kaplı gökyüzü bir anda açılıp sıcaklığı ani bir şekilde yükseltebiliyor.
Bu nedenle içimizde daima yazlık kıyafet olması doğru oluyor. Gölgeye girersek veya hava kaparsa giyinmemiz gerekebiliyor. Nitekim Güneş varken üstümüzde çok kat olması, Güneş’in bizi ısıtamaması sebebiyle üşütebiliyor.
İklim
Tropik kuşakta (Ekvator’a yakın enlemlerde) 4 değil, 2 mevsim yaşanıyor: Kuru ve Yağışlı Mevsim.
Yağışlı mevsim güney yarım kürede Ekim-Mart aylarına denk geliyor.
Yağmurlu dönemde hayat akışını etkileyecek düzeyde yoğun yağışlarla karşılaşabiliyoruz. Ama hava tüm seneye oranla biraz daha sıcak oluyor. Senenin geri kalanında ise yağmur haftada 1-2 kez çok uzun olmayan sürelerde yağıyor.
Tropik bölgede senelik sıcaklık farkı düşük seviyelerdedir. Aynı şekilde gündüz ve gece süreleri de sene boyunca büyük bir değişiklik göstermez. Cusco’da kışın akşam 17:30’da batan güneş, yazın en geç 18:30’da batıyor.
Tropik kuşağın altında yer alan bölge, 4 mevsimli bölgedir. Tüm 4 mevsimli bölgelerde olduğu gibi senelik sıcaklık değişimi yüksektir. Buenos Aires ve Santiago’da kar çok nadiren gözükürken, yaşanabilen rakımlar 2000 metrelere kadar geriliyor. Bu bölgede artık tropik kuşağın o egzotik tatlarını bulmak mümkün değil.
Daha da güneye indikçe Patagonya düzlüklerine ulaşıyoruz, Patagonya’nın güneyinde And Dağları bitiyor. 2 okyanusun birbiriyle buluştuğu Patagonya’nın güneyinde 365 gün 24 saat esen çılgın bir rüzgarla karşılaşıyoruz. Dünyanın sonu konumundaki Patagonya, doğa sevenlerin çok etkilendiği özel bir doğaya sahip.
Kıtanın en güneyindeyse soğuk bir iklim hakim. Ne kadar soğuk olduğunu, kıtanın bittiği noktadan 1000 km ötede Antarktika kıtasının başlamasından anlayabiliriz. Patagonya’nın özellikle de güney kısmı, yılın genelinde kar altında. Farklı bir görsel güzellik sunan bu bölge sadece Aralık-Mart aralığında büyük bir soğukla karşılaşmadan gezilebiliyor.
Güney Amerika ve Andlar (Spiritüel)
Öyle gözüküyor ki Güney Amerika, dünyayı bu hale getirmiş bizlerin bir oturup düşünmesi için şu anda en doğru yerlerden. Bu kıta eski kıtalara uzak kalıyor. Doğayla uyum içinde yaşamak zorunda olan yerliler belki de bu nedenle egolarına yenik düşmüyor. Güçlü doğa şartları ve Batılı insanın buradaki yaşama yalnızca son 500 yıldır dahil olması sayesinde kıtanın temiz kalmış olması, özellikle eski kıta kültürüne sahip insanları çok etkiliyor. Bu etkenler Latinlerin mutlu olmaya meyilli yaşam anlayışıyla birleşince Güney Amerika; bazı konuları tekrar değerlendirebilmemiz, rahatlayabilmemiz, dinlenebilmemiz ve kendimizi yenileyebilmemiz için ihtiyacımız olan nefesi aldığımız bir kale görevi görüyor.
Kıtaya şeklini veren And Dağları, dünyanın en yükseklerinde yaşanan yerlerinden. Bu kadar yüksek rakımdaki enerjinin durgunluğu insanın ruhuna iyi geliyor. Belli ki bu huzurlu hali bize en güzel yaşatan coğrafyayı dağlar sunuyor. Andlar; heybeti, yüksekliği ve duruşuyla bizi kaosun dışında ve güvende hissettiren çok güçlü dağlar. Merkezimizi buraya kurmak istememiz, bu açılardan bakıldığında bizce çok doğal.
Peru ve Cusco
Bizim için çok net bir gerçek var: Yüksek dağ toplulukları sürdürülebilir bir şekilde yaşıyor; onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Peru; medeniyetin geldiği noktadan henüz haberdar olmayan yerlileri, Andlar ve Amazonlar’daki kimi bölgeleri, şifa getiren enerji çalışmalarının kutsallığı, modern dünyaya mesafesi ve kültürlerine olan sadakati itibarıyla kıtadaki en özel ülkelerden biri.
İnka Medeniyeti’ne başkentlik yapmış Cusco, kültürel mirasın ve en güçlü kalıntıların merkezi konumunda. İsmi “dünyanın göbek deliği” anlamına gelen şehrin konumu; Machu Picchu’ya, Amazon Yağmur Ormanları’na, Titicaca Gölü’ne, Bolivya’ya ve Q’ero komünitesine kolayca ulaşabilmemizi sağlıyor.
Kutsal Vadi (Coğrafi)
- İçinde Machu Picchu’yu da barındıran İnkaların Kutsal Vadisi, Cusco’ya 30-60 dakika mesafede yer alıyor. Boydan boya 150 km uzanan vadinin ismi aslında kendisini biraz olsun anlatıyor. Vadi, tüm bölgenin en bereketli ve kuvvetli topraklarına sahip.
- Vadiyi çevreleyen dağlar ortalama olarak 4 bin metreden seyrediyor ve kimi noktalarda 6 bin metreleri buluyor. Bu yüksek dağların zirveleri genelde bulutlu. Buralara yağan yağmur ve kar vadiyi besliyor.
- İçinde akan Vilcanota Nehri 3000 metrelerden geçip Machu Picchu’ya ulaştığında, rakım 1900m oluyor. “Kutsal Su” anlamına gelen ismiyle bu güzel nehir, daha sonra Amazon Yağmur Ormanları’na ulaşıyor, burada başka nehirlerle birleşerek “Madre de Dios” (Tanrıların Annesi) ismini alıyor ve tüm kıtayı batı-doğu yönünde boydan boya geçerek Atlantik Okyanusu’na dökülüyor.
- Derin ve geniş bir vadi olan Kutsal Vadi, kendisine bağlanan her bir ufak vadinin ağzına kurulmuş birçok yerli köyü ve kasabası içeriyor. Burada yaşayan yerliler keçuva kızılderilileri. Daha çok tarımla ve biraz da hayvancılıkla uğraşıyorlar.
- Vadi, tarihi boyunca hep kutsaniyetiyle anılmış ve bu bölgenin yaşayışında büyük önem arz etmiş. Dağlar vadiyi bir duvar gibi çevreliyor ve bir nevi koruma altına alıyor. Burası dünyanın geri kalanını biraz olsun unutabildiğimiz veya yeni bir bakışla değerlendirebildiğimiz ve yeni başlangıçlar yapabildiğimiz bir yuva gibi.
Kutsal Vadi (Spiritüel)
- Konudan anlayanların dile getirdiği net bir durum var: Kutsal Vadi gezegenimiz için önemli bir enerji noktası. Arınmak için bir portal olduğu söyleniyor. Dilediğimiz şeylerin gerçekleştiğine çok farklı şekillerde ve sürekli olarak tanık oluyoruz. (Buraya gelirken ve geldiğinizde lütfen ne dilediğinize, nasıl dilediğinize dikkat edin, sonra uyarmadılar demeyin!)
- Vadiye öğrenmek niyetiyle gelenlerin hayatında pozitif değişikliklerle karşılaşması, karşımıza çıkan bir başka gerçek.
- Bizim gibi dünyanın dört bir tarafından gelmiş ve Vadi’de yaşayan tahminimiz 10-15 bin kadar insanız. Bu kişiler genelde çokça seyahat etmiş, farklı bölgelerden farklı bilgiler edinmiş ve bir çok farklı pratiği burada uygulayan insanlar. Bu sayede vadi aslında dünyanın farklı bölgelerindeki güzel bilgilerin bir araya geldiği bir nokta konumunda.